Pazartesi, Ocak 19, 2009

your louis vuitton is real, but you are fake.

bir kadının asla yeterince çantası olmaz. peki. şimdi size işte, bu cümleyle oldukça alakalı bir akımdan bahsedeceğim. mango'da kız arkadaşının yanında bekleyen erkek durumuna düşeceğinizi düşünüyorsanız, haklı olabilirsiniz. hoşçakalın.

etrafta görmüşsünüzdür. kızlar var, kollarında çantaları. kocaman. kol bükülerek göbek hizasına getirilmiş ve devasa çanta kolun dirsek kısmına takılı halde. geçtiğimiz yıl bunu çok gördük. hem de "benim seni öldürebilecek boyutlarda parlak timsah derisi bir çantam var ve beni kızdırırsan onu kullanmak zorunda kalabilirim" alt metni ile neredeyse. ama yine de tamam, bir kadının çantasına koyacak çok fazla eşyası oluyor. yani ben eminim ki, o büyük çantaların bile alamadığı şeyler vardır. ancak bir de alamayacağımız kadar pahalı çantalar var.
mesela, louis vuitton. fena gözükmüyor değil mi? aslında beğeniyorum. ama maalesef çanta olarak kullanılma amacından çoktan çıkmış bir statü simgesi haline gelmiş, tuhaf bir şey olmuş anlayacağınız. nasıl desem, mesela paranız var. ama paranız olduğunu kimseye gösteremiyorsunuz. niyeyse artık... bir louis vuitton takıyorsunuz kolunuza. kapılar açılıyor. ya da diyelim, kariyer sahibi, kendi ayaklarının üzerinde duran bir kadınsınız ha? tek taşınız bu işte. üzerinde monogram lv desenli, ortalama 3000 dolarlık bir çanta. ya da sadece o an gündemde olan bir şeyler almak istiyorsunuz, çünkü paranız var. of hep aynı noktaya geliyoruz. ha, bir de biraz tuhaf bir insansanız, bu çantaya tutkuyla bağlanabilirsiniz. japonlar, yeni sezon ürünleri geldiğinde bir gece öncesini mağazanın önünde yatarak geçiriyorlar neredeyse. onlar için ayrı, özel bir mağaza bile açılmış.

yer edinmiş pek çok marka gibi, herhalde dünyada sahte çanta üretimine en çok fikir vermiş markalardan biri bu ayrıca. öyle ki, artık google reklamlarında bile yer alan, taklit çanta satıcıları yüzünden hukuki yollara başvurmuş firma. hatta bazı konularda biraz daha alıngan davranıp, britney spears'in bir video klibinde otomobilinin panelini louis kanvazı ile kaplatmasını, şirket itibarını zedelemek ve sahtecilik başlığı altında değerlendirmiş. kazanmış tabii ki. türkiye de bu markanın sahteciliğinde önde gelen ülkelerden biri.

ancak tabii sahte bir louis benim de itibarımı zedeler diyorsanız, birkaç noktaya dikkat ederek mutlu olabilirsiniz. öncelikli olarak bir louis vuitton çantada lv logosu bir düğme altında, dikiş kenarında yarım olarak kalmaz, mümkün oldukça tam olarak görülür ve eğik olmaz. çantanın tüm düğmeleri ve fermuar vs. gibi çoğu aksesuarı da ayrıca lv damgalıdır. dikiş sayılarına gelince, çantadaki tüm dikişler simetrik değilse ve iki tarafında eşit sayıda bulunmuyorsa, o da olmuyor. ayrıca biri size gelip "10 dolara amerika'dan getirttim abla, orijinal" diyorsa, boşuna inanmayın, en ucuz modeller sanırım 400 dolar civarında. bunun yanında, bu çantaların açık renk sapları kullandıkça renk değiştiren bir yapıya sahip. aldınız, kullan kullan aynı renk.. olmamış demek ki. bu gibi şeyler işte.

peki bütün bunları neden anlattım? aslına bakarsanız şu an ben de tam olarak bilmiyorum. kadın olmanın verdiği önlenemez bir çanta tutkusu mu, yoksa genel olarak insan olmanın verdiği para ile olan bitene bir anlam verememe durumu mu..

püf. bu resme dikkatli bakınca, sanırım ikincisi..

0 comments:

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa