ıssız adamın seks hayatı
biraz demode bir konudan bahsedeceğim. daha geçen haftaya kadar ıssız adam'ı izlemiş bir insan değildim. umrumda da değildi açıkçası.
ama geçenlerde deviantjesus'la paparazzilerden zor bela kaçarak martinilerimizi yudumlamaya gitmeden önce, ıssız adam'la ilgili birkaç muhabbet döndü istiklal'de yürürken. ben zaten izlememiştim o sırada filmi ama tamamen masum hislerle izlemiş olan sevgili arkadaşım desteklenme isteği ile kendinden emin bir şekilde sordu: "ya adamla tanışıyorsun ilk sevişmelerinizde böyle saçını çekiyor, vuruyor hunharca. kalkıp gitmez misin düşünsene?" tamam tamam 'hunharca' kelimesini kullanmamıştı onu ben dedim şimdi. cevap olarak "nereme vuruyor", diye sordum sakince. ah sevgili günlük, biz büyüdük ve kirlendi dünya.
eve döndüm. soruyu görmem lazım. hayır yani bu kadar laf döndü filmin ardından her yerde, herkes birden ıssız adam oldu, kişisel iletilerde filmden replikler yer aldı, hüngür hüngür ağladı insanlar sallamadım. bana filmi izleten dinamiğe bak.. tabii ben ilk başka sadece sorulan kısma bakıp çıkacağım diye düşündüğüm için, youtube'u açtım. ama sonra izledim tamamen. sonuç: müzik güzel. güzel birkaç sahne var. ve oyunculuk kötü. burada susacağım. filmi youtube'dan izleyip sonra buradan teknik dır dır yapmak şu an içimden gelmiyor. benim niyetim soruya cevap vermek.
amacının bana reel şiddet uygulamak olmadığının bilincindeysem zaten "saçımı çekti hayvan" demem ben bir ıssız adama. "yeah beybi" derim. ancak filmde adamın kişisel gelişimini tamamlayamamış olduğu kadına yatakta bu hislerini bir yetişkin gibi aktaramamasından belli oluyor. kimse kafaya takmamış son sahneye ağlamaktan ama seks iletişimsizliği diye bir şey var cidden bu filmde. asıl sorun beyin ıssızlığı.
açıkça "ağzına tükürmek istiyorum" diyemedikten sonra sevginin bir anlamı kalır mı.. bunu düşünmek lazım. bir de ıssız adamları sevmiyorum ya. gördüğüm kadarıyla erken boşalıyorlar.


ben buna gulerim haa :)))
deviantjesus dedi ki...
28 Haziran 2009 15:12
nereme vuruyor diye sorduğumda yeterince gülmüştün zaten :) :)
pınar dedi ki...
28 Haziran 2009 18:24
o geldi zaten aklima.hala kopuyorum :)))
deviantjesus dedi ki...
28 Haziran 2009 22:02
iyi ki, türk insanının bu 'ıssız adam' sürecini yurtdışında atlattım. bunu kaldıramayabilirdim :))
ESTHER dedi ki...
29 Haziran 2009 12:59
ne çektiğimi bir de bana sor sevgili esther. kişisel ileti patlaması yaşandı buradalarda biliyor musun? hepsi ıssız adamdı. ya da ıssız adamlarına ağlayan kadınlar. yazık be.
pınar dedi ki...
29 Haziran 2009 13:05
ıssız adamı ne kadar izlemek istemesede bi insan, bi süre sonra toplum zorla izletiyo sana. ya izleyeceksin yada her ortamda fransız kalacaksın. espri yaparlar anlamazsın, duygusal takılırlar anlamazsın. izleyip kurtulmuştum. sonra da ne esprisini yaptılar ne duygusallığını. haybeye izledik. yeah beybi :p
stickman dedi ki...
30 Haziran 2009 00:38
@stickman izlediğime pişman değilim aslında. gündemi geç yakaladım hatta. o derece.
pınar dedi ki...
30 Haziran 2009 00:50
İnsan uzun zaman boşalamayınca veya çok sevdiği zaman onu elde etmenin şehvetiyle, kendini kaptırıverir. hErkesin başına gelebilir:)
creep dedi ki...
07 Temmuz 2009 14:59
ıssız adam aslında yok.film o..kurgu yani :)
a_janedoe dedi ki...
05 Ağustos 2009 00:37